Türk mağaracılığının duayeni Temuçin Aygen tarafından 1966 yılında keşfedildi. Yerli ve yabancı araştırma ekiplerinin ışığıyla aydınlandı; ancak sırlarının çok azını paylaştı. Toroslar'ın kalbindeki dev mağaraki son keşif, Mağara Dalışı ve AraştırmarıGrubu tarafından gerçekleştirildi.
Karpit lambam tırmandığım büyük beyaz traverteni aydınlatıyor. 44 metrelik dik duvarın ortasında bir yerdeyim. Yanımda ağırlığı 20 kiloyu bulan dalış tüpü. Biraz soluklanmak için desandörümü kilitleyip ağırlığımı ipe bırakıyorum. Yorgun ve uykusuzum. 20 saattir mağaradayız ve ekip olarak olağanüstü bir efor sarfettik. Mağaranın çıkışına geldiğimde gün ışığından eser yok, çünkü saat gece yarısını çoktan geçmiş.
İçerikden Yararlanabilmeniz için Üye Olmanız Gerekmektedir.Üye_Ol
Derneği Mağara Dalışı ve Araştırmaları Grubu (MADAG), Temuçin Aygen tarafından 1966'da keşfedilen Altınbeşik'e ilk kez 1992'de gitmişti. O tarihte hayatta olan Aygen, gruba kısa keşif gezisinde eşlik etmişti. Bu ekspedisyondan 10 yıl sonra, bu kez yepyeni bir ekiple tekrar İbradı'daydık. Amacımız mağaranın tamamını keşfetmek, o güne kadar dalınmamış her noktaya ulaşmak olamazdı. Altınbeşik, keşfinden bu yana yerli ve yabancı gruplar tarafından incelenmiş, Çek ve İngiliz mağara dalıcıları da sualtı pasajlarında dalışlar yapmışlardı. Ama incelediğimiz haritaların hemen hepsi birbirinden farklıydı. Pozitif yönde yani yukarı eğimle devam eden bu zorlu mağarada henüz ulaşılmayan sayısız sualtı pasajı vardı. İşimizin zor olduğunu biliyorduk.
Ön keşif çalışmasını Mayıs 2002'de ufak bir ekiple gerçekleştirdik. Antalya'nın İbradı ilçesi sınırları içinde kalan mağaraya, köyden bir buçuk saati aşan zorlu bir yürüyüşle varılabiliyordu. Fakat bu durum geçiciydi; mağarayı turizme kazandırmak için yapılan yolun, yaz ortasında bitirileceğini haber almıştık. Birkaç ay içinde araçlarla Altınbeşik'in girişine kadar gelmek mümkün olacaktı. Bu, araştırmamız için olumlu bir gelişmeydi; ilerleyen safhalarda toplam ağırlığı bir tonu geçen malzemeleri taşımak bir kâbus olmaktan çıkacaktı. Ancak gerçekte mağaranın yanına kadar gelen bir yol endişe vericiydi. Yüz binlerce yılda oluşan bir jeoloji harikası, insan baskısına direnebilecek miydi?
Altınbeşik, farklı jeolojik dönemlere ait farklı kayaç tiplerinin iç içe geçtiği, bu nedenle oldukça karmaşık bir coğrafi dokunun gözlemlendiği bir bölgede. Mağara çevresindeki taraçalarda ve vadilerin duvarlarında, jeolojik dönemlerde meydana gelen kıvrım ve yükselmelerin izleri kolaylıkla görülebiliyor.
İçerikden Yararlanabilmeniz için Üye Olmanız Gerekmektedir.Üye_Ol
İçerikden Yararlanabilmeniz için Üye Olmanız Gerekmektedir.Üye_Ol
İçerikden Yararlanabilmeniz için Üye Olmanız Gerekmektedir.Üye_Ol