03-09-2008, 08:57 PM
10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in, 9 maddesinin bir kez daha görüşülmesi için Meclise iade ettiği Vakıflar Kanunu ortalığı karıştırdı....
10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in, 9 maddesinin bir kez daha görüşülmesi için Meclise iade ettiği Vakıflar Kanunu, geçtiğimiz ay TBMM’de kabul edildi.
Kanunun, genel kurulda görüşülmesi sırasında, AKP ile muhalefet arasında sert tartışmalar yaşandı.
Muhalefet, Vakıflar Kanunu ile Lozan’ın delindiğini ileri sürdü. En sert tepki ise, MHP’den geldi.
MHP’li milletvekilleri yasayı ‘ihanet yasası’ olarak niteledi. İddialar, genel kurul salonundan kulislere taşındı.
Meclis’ten geçen yasa ile, Fatih Sultan Mehmet’in Türk milletine emanet ettiği “Ayasofya Cami”nin azınlıkların (Rumların) eline geçeceği ileri sürüldü.
Hükümet ise, ‘Ayasofya’nın Rumlara verileceği’ iddiaların tutar hiçbir tarafı olmadığını savunuyor?
Sebebi şu şekilde açıklanıyor; “Çünkü Ayasofya, Fatih Vakfı adına kayıtlı bir taşınmaz. Yeni düzenleme, cemaat vakıflarına kendi adlarına kayıtlı taşınmazları geri alabilmelerinin yolunu açıyor. Oysa, Ayasofya, Fatih Vakfı adına kayıtlı bir taşınmaz. Fatih Sultan Mehmet, o dönemde Ayasofya’nın bir daha Rumların eline geçmesi için, kendi vakfı adına kaydettiriyor. Böylece, bu tür girişimleri engellemiş oldu.”
Yasa ile ilgili, insanı düşündüren hatta geleceğe yönelik kara kara düşündüren iddialar bununla da sınırlı değil. Başka bir konu ise, yeni kanunla vakıfların izin alamadan mal edinme ve tasarrufta bulunma hakkı tanınması…
Bu madde ile bağlantılı olarak, “Vakıflar, vakıf senedinde yer almak kaydıyla, amaç ve faaliyetleri doğrultusunda uluslararası faaliyet ve işbirliğinde bulunabilecek, yurt dışında şube ve temsilcilik açabilecek, üst kuruluş kurabilecek ve yurtdışında kurulan kuruluşlara üye olabilecek’ maddesinin, gelecekte İstanbul’da küçük bir Vatikan kurulmasının önünü açacağı savunuluyor.
İddialar bu kadarla da sınırlı değil; İstanbul’daki binlerce taşınmaz cemaat vakıflarına geçecek. Kiliseler Vakıf olacak.
Bu şekilde İstanbul kuşatılacak. Bir tarafta bu korkular yaşanırken, diğer yandan ise, azınlık cemaatleri, yeni kanunla haklarının ellerinden alındığını düşünerek kanuna karşı çıkıyor.
Kırmızı Çizgi olarak Vakıflar Kanunu’nu masaya yatırdık.
Kafalardaki, Ayasofya elden gidiyor mu?
Kaç cemaat vakfı var? Yeni cemaat vakfı açılabilir mi?
Kiliseler, Vakıf olabilir mi?
Cemaat vakıfları hangi taşınmazlar geri alabiliyor?
3. Şahısların eline geçen mallar iade edilecek mi?
Ve Cemaat Vakıfları şube açabilecek mi?
sorularının yanıtını sizler için araştırdık.
Kafalardaki sorulara Vakıflar Genel Müdürlüğü yetkilileri ile MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Yozgat Milletvekili Mehmet Ekinci’nin görüşlerine yer verdik.
İki farklı pencereden Vakıflar Kanunu’nun yorumu şöyle;
Yeni Yasa ile Ayasofya azınlık cemaatlerine mi devrediliyor?
Şehir efsanesine dönen bu konuda Vakıflar Genel Müdürlüğü yetkilileri, 5555 sayılı Vakıflar Kanunu’nda bu yönde hiçbir düzenlemenin yer almadığı belirtilerek, yeni kanunla ilgili şu açıklamada bulunuyor: Fatih Sultan Mehmet, 1453 yılında İstanbul’u aldığında ilk namazını o zaman bir kilise olarak kullanılan Hristiyanların en önemli yapısı olarak bilinen St. Sophia’da kılar. Daha sonra bu yapının cami olarak kullanılmasını emreder. St. Sophia da Ayasofya olarak yeniden düzenlenir ve cami haline getirilir.
Ancak; Fatih sadece sözlü olarak değil, Ayasofya’nın cami olarak değiştirildiğini yazılı olarak da kayıt altına alır. Fatih Sultan Mehmet ismi ile vakıf kuran Fatih, Ayasofya’yı da bu vakfa kaydettirir. Bugün çıkarılan yasa ile cemaatlerin kendi vakıflarına kayıtlı taşınmazları geri almasının önü açılıyor.
Yasadaki madde hiçbir şekilde Ayasofya’nın azınlıklara geçmesine olanak sağlamıyor. Çünkü Ayasofya, Fatih Vakfı’na kayıtlı bir taşınmaz. Bu taşınmazın azınlıklara geçmesi hiçbir şekilde mümkün değil. İddianın tutar hiçbir yanı yoktur.”
Ekici’den ‘orta vadede Ayasofya Rumlara verilecek’ iddiası
MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Yozgat Milletvekili Mehmet Ekinci ise, çıkarılan Vakıflar Kanunu ile Ayasofya Cami’nin orta vadede Rumlara devredileceğini ileri sürüyor.
Ekicinin bu konudaki görüşü şöyle: “Rumlar, ileriki yıllarda; ‘Ayasofya’nın kaynağına döndürülmesi’ni isteyecek. Yani, kendilerine verilmesini… Zira Rum-Yunan lobisi, Ayasofya’nın kilise yapılması için 1 milyon imza toplama kararı aldı. Dilekçenin adresi de yine Avrupa Birliği (AB). Bu arada AB’de, BM’nin, “dini eserlerin korunması ve saygı gösterilmesi” kararına istinaden, “Ayasofya’nın, kaynağına dönüştürülmesi” hazırlıklarının yapıldığını biliyoruz.
Yasayla, bu iş daha da kolaylaşmış oluyor. Belki şimdi değil ama, orta vadede hedefler arasında Ayasofya da var.”
Cemaat vakıfları şube açabilecek mi?
5555 sayılı Vakıflar Kanunu’nun eleştirilen bir noktası da cemaat vakıflarına yurt dışında ve yurt içinde temsilcilikler açmalarına ‘imkan veriliyor’ iddiası.
Vakıflar Genel Müdürlüğü yetkililerine göre, yeni kanun böyle bir düzenlemeye de bilinenin aksine imkân vermiyor.
Kanuna göre; Cemaat vakıfları yurt içinde ve yurt dışında şube temsilcilik açamayacak, uluslararası faaliyette bulunamayacaklar.
Çünkü; yurt dışında şube açma yetkisi kanunla vakıf senedi olan vakıflara veriliyor. Oysa cemaat vakıfları, vakıf senetleri olmadığı için bu düzenlemenin dışında kalıyor.
Cemaat vakıfları uluslararası faaliyette bulunabilecek mi?
Vakıflara göre, yasa, vakıfların senetlerinde yer alması koşuluyla, uluslararası faaliyette bulunmalarına, yurtdışında şube ve temsilcilik açmalarına da imkân tanıyor. Ancak, cemaat vakıfları, vakıf senetleri olmadığı için uluslararası faaliyette de bulunamayacak.
Vakıflar mal edinebilecek mi?
Diğer yandan yeni vakıflar mal edinebilecek; ancak kurucularının çoğu yabancı olan vakıfların kuracağı şirketlere sınırlama getirilecek. Vakıf yöneticileri, mal edinmenin, uluslararası faaliyette bulunmanın zor olduğunu hatta, yasa ile cemaat vakıflarının şube açmasının söz konusu olmadığını ortaya koyuyor.
Ekici: Sınırsız mülk edinebilecekler, İstanbul’da küçük Vatikan’a doğru yol alacaklar
Mehmet Ekici, tam tersi bir görüşü savunuyor. Ekici’ye göre, yabancı vakıflar istediği kadar mülk alabilecek. Ekici, yeni kurulacak yabancı vakıfların kurulmasına hiçbir kısıtlama getirilmediğini ileri sürüyor. Ekici, ‘Kurucuların çoğu yabancı olan vakıfların kuracağı şirketlere sınırlama getirilecek’ ifadesini de yeterli görmüyor.
Tehlikenin büyük olduğuna vurgu yapan Ekici şöyle devam ediyor: Kanunla yabancı uyruklu olan vakıfların taşınmaz mal edinmelerine sınırlama getirildi. Sözüm ona sadece 2.5 hektar alabilecekler. Bakanlar Kurulu izniyle 30 hektara kadar mal edinebilecekler.
Aslında yabancıların vakıf kurmasına hiçbir sınırlama getirmiyor. Çünkü, onlarca yüzlerce yeni vakıf kurulabilecek. Bu vakıflar belirtilen miktarda mülk alabilecek. Yurt içi ve yurt dışında temsilcilik açacak.
Bu vakıflara yurt içi ve yurt dışından para yardımı yapıldığı biliniyor. Onlar yapacak, yeni kurulan vakıflar alacak. Ekümenlik tanındıktan sonra da, dokunulmazlıkları olacak. İstanbul’un göbeğinde küçük bir Vatikan kurulacak. Senaryo bundan ibaret.”
Cemaat vakıfları hangileridir?
Vakıf yöneticileri merak edilen diğer konularda şu bilgileri veriyor; Kanundaki Cemaat vakıfları; mensupları Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Türkiye’deki gayrimüslim cemaatlere ait vakıflardır.
Bunlar Lozan’da Atatürk’ün de onayı ile 161 adet olarak kabul edildi. Türkiye’de şuanda da hala 161 cemaat vakfı vardır.
Cumhuriyet öncesi dönemde, cemaatlere ait ‘hayır kurumları’ iken 1935 yılında yürürlüğe giren Vakıflar Kanunu ile ‘vakıf’ haline geldiler.
1936 yılında cemaat vakıflarının sayısı 161 olarak belirlendi. Bunların sayısında artış ve yeni cemaat vakfı kurulması mümkün değil.
Kiliseler vakıf olabilecek mi?
Kiliselerin artık vakıf olması, tüzel kişilik kazanması imkânsız. Çünkü Medeni Kanununun 101. maddesinin son fıkrasında “Cumhuriyetin Anayasa ile belirlenen niteliklerine ve Anayasanın temel ilkelerine, hukuka, ahlâka, millî birliğe ve millî menfaatlere aykırı veya belli bir ırk ya da cemaat mensuplarını desteklemek amacıyla vakıf kurulamaz” hükmü yer alıyor ve yeni kanunda bu maddenin değiştirilmesi söz konusu değil.
3.şahısların mülkiyetine geçen taşınmazlar iade edilecek mi?
Cemaat vakıflarına ait iken tapularının iptali sonrasında 3. şahısların mülkiyetine geçen taşınmazlar iade edilmiyor. Zaten Türk Hukuk Sistemine göre iadeleri de mümkün değil. Çünkü; Medeni Kanunun 1023 ve 1027. maddelerine göre iyi niyetli üçüncü şahısların iyi niyeti korunuyor.
2002’deki düzenlemeden sonra cemaat vakıfları ne kadar mal geri aldılar?
Vakıf yetkilileri, cemaat vakıflarının geriye dönük tüm mallarını alacağı iddialarından da doğru olmadığını belirtiyor.
Bu konuda şu örneği veriyor:
2002’deki cemaat vakıflarına mal edinme olanağı sağlayan yasal düzenlemeden sonra, 121 adet cemaat vakıf tarafından 1263 adet taşınmazla ilgili başvuru yapılmıştır. Başvuruların değerlendirmesi sonucunda; 365 adet taşınmaz malın vakfa adına tescili uygun görüldü.
Türk hukuk mevzuatına göre başkaları adına kayıtlı taşınmaz malların, mahkeme kararı olmadan idari bir kararla tapu kayıtlarının düzeltilmesi mümkün olmadığından, üçüncü şahıslar adına kayıtlı olan 898 adet taşınmazla ilgili talepleri reddedildi.” Bu örnek, iddiaların ne denli dayanaktan yoksun olduğunu ortaya koyuyor.
Yeni kanunla da, cemaat vakıfları taşınmazlar için Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne eski düzenlemede yer aldığı gibi başvurabilecek ancak Genel Müdürlük, istedikleri taşınmazları geri alıp alamayacaklarına ilişkin kararı kendisi verecek.
Burada, cemaat vakıflarının, taşınmazların kendi malları olduğu yönünde sunacakları kanıt önem taşıyor. İlettikleri belgelerin incelenmesinin ardından Genel Müdürlük, taşınmazların gerçekten talepçi vakfa verilip verilmemesine karar verecek.
![[Resim: 310.jpg]](http://www.kirmizicizgi.com.tr/img/articles/310.jpg)
10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in, 9 maddesinin bir kez daha görüşülmesi için Meclise iade ettiği Vakıflar Kanunu, geçtiğimiz ay TBMM’de kabul edildi.
Kanunun, genel kurulda görüşülmesi sırasında, AKP ile muhalefet arasında sert tartışmalar yaşandı.
Muhalefet, Vakıflar Kanunu ile Lozan’ın delindiğini ileri sürdü. En sert tepki ise, MHP’den geldi.
MHP’li milletvekilleri yasayı ‘ihanet yasası’ olarak niteledi. İddialar, genel kurul salonundan kulislere taşındı.
Meclis’ten geçen yasa ile, Fatih Sultan Mehmet’in Türk milletine emanet ettiği “Ayasofya Cami”nin azınlıkların (Rumların) eline geçeceği ileri sürüldü.
Hükümet ise, ‘Ayasofya’nın Rumlara verileceği’ iddiaların tutar hiçbir tarafı olmadığını savunuyor?
Sebebi şu şekilde açıklanıyor; “Çünkü Ayasofya, Fatih Vakfı adına kayıtlı bir taşınmaz. Yeni düzenleme, cemaat vakıflarına kendi adlarına kayıtlı taşınmazları geri alabilmelerinin yolunu açıyor. Oysa, Ayasofya, Fatih Vakfı adına kayıtlı bir taşınmaz. Fatih Sultan Mehmet, o dönemde Ayasofya’nın bir daha Rumların eline geçmesi için, kendi vakfı adına kaydettiriyor. Böylece, bu tür girişimleri engellemiş oldu.”
Yasa ile ilgili, insanı düşündüren hatta geleceğe yönelik kara kara düşündüren iddialar bununla da sınırlı değil. Başka bir konu ise, yeni kanunla vakıfların izin alamadan mal edinme ve tasarrufta bulunma hakkı tanınması…
Bu madde ile bağlantılı olarak, “Vakıflar, vakıf senedinde yer almak kaydıyla, amaç ve faaliyetleri doğrultusunda uluslararası faaliyet ve işbirliğinde bulunabilecek, yurt dışında şube ve temsilcilik açabilecek, üst kuruluş kurabilecek ve yurtdışında kurulan kuruluşlara üye olabilecek’ maddesinin, gelecekte İstanbul’da küçük bir Vatikan kurulmasının önünü açacağı savunuluyor.
İddialar bu kadarla da sınırlı değil; İstanbul’daki binlerce taşınmaz cemaat vakıflarına geçecek. Kiliseler Vakıf olacak.
Bu şekilde İstanbul kuşatılacak. Bir tarafta bu korkular yaşanırken, diğer yandan ise, azınlık cemaatleri, yeni kanunla haklarının ellerinden alındığını düşünerek kanuna karşı çıkıyor.
Kırmızı Çizgi olarak Vakıflar Kanunu’nu masaya yatırdık.
Kafalardaki, Ayasofya elden gidiyor mu?
Kaç cemaat vakfı var? Yeni cemaat vakfı açılabilir mi?
Kiliseler, Vakıf olabilir mi?
Cemaat vakıfları hangi taşınmazlar geri alabiliyor?
3. Şahısların eline geçen mallar iade edilecek mi?
Ve Cemaat Vakıfları şube açabilecek mi?
sorularının yanıtını sizler için araştırdık.
Kafalardaki sorulara Vakıflar Genel Müdürlüğü yetkilileri ile MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Yozgat Milletvekili Mehmet Ekinci’nin görüşlerine yer verdik.
İki farklı pencereden Vakıflar Kanunu’nun yorumu şöyle;
Yeni Yasa ile Ayasofya azınlık cemaatlerine mi devrediliyor?
Şehir efsanesine dönen bu konuda Vakıflar Genel Müdürlüğü yetkilileri, 5555 sayılı Vakıflar Kanunu’nda bu yönde hiçbir düzenlemenin yer almadığı belirtilerek, yeni kanunla ilgili şu açıklamada bulunuyor: Fatih Sultan Mehmet, 1453 yılında İstanbul’u aldığında ilk namazını o zaman bir kilise olarak kullanılan Hristiyanların en önemli yapısı olarak bilinen St. Sophia’da kılar. Daha sonra bu yapının cami olarak kullanılmasını emreder. St. Sophia da Ayasofya olarak yeniden düzenlenir ve cami haline getirilir.
Ancak; Fatih sadece sözlü olarak değil, Ayasofya’nın cami olarak değiştirildiğini yazılı olarak da kayıt altına alır. Fatih Sultan Mehmet ismi ile vakıf kuran Fatih, Ayasofya’yı da bu vakfa kaydettirir. Bugün çıkarılan yasa ile cemaatlerin kendi vakıflarına kayıtlı taşınmazları geri almasının önü açılıyor.
Yasadaki madde hiçbir şekilde Ayasofya’nın azınlıklara geçmesine olanak sağlamıyor. Çünkü Ayasofya, Fatih Vakfı’na kayıtlı bir taşınmaz. Bu taşınmazın azınlıklara geçmesi hiçbir şekilde mümkün değil. İddianın tutar hiçbir yanı yoktur.”
Ekici’den ‘orta vadede Ayasofya Rumlara verilecek’ iddiası
MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Yozgat Milletvekili Mehmet Ekinci ise, çıkarılan Vakıflar Kanunu ile Ayasofya Cami’nin orta vadede Rumlara devredileceğini ileri sürüyor.
Ekicinin bu konudaki görüşü şöyle: “Rumlar, ileriki yıllarda; ‘Ayasofya’nın kaynağına döndürülmesi’ni isteyecek. Yani, kendilerine verilmesini… Zira Rum-Yunan lobisi, Ayasofya’nın kilise yapılması için 1 milyon imza toplama kararı aldı. Dilekçenin adresi de yine Avrupa Birliği (AB). Bu arada AB’de, BM’nin, “dini eserlerin korunması ve saygı gösterilmesi” kararına istinaden, “Ayasofya’nın, kaynağına dönüştürülmesi” hazırlıklarının yapıldığını biliyoruz.
Yasayla, bu iş daha da kolaylaşmış oluyor. Belki şimdi değil ama, orta vadede hedefler arasında Ayasofya da var.”
Cemaat vakıfları şube açabilecek mi?
5555 sayılı Vakıflar Kanunu’nun eleştirilen bir noktası da cemaat vakıflarına yurt dışında ve yurt içinde temsilcilikler açmalarına ‘imkan veriliyor’ iddiası.
Vakıflar Genel Müdürlüğü yetkililerine göre, yeni kanun böyle bir düzenlemeye de bilinenin aksine imkân vermiyor.
Kanuna göre; Cemaat vakıfları yurt içinde ve yurt dışında şube temsilcilik açamayacak, uluslararası faaliyette bulunamayacaklar.
Çünkü; yurt dışında şube açma yetkisi kanunla vakıf senedi olan vakıflara veriliyor. Oysa cemaat vakıfları, vakıf senetleri olmadığı için bu düzenlemenin dışında kalıyor.
Cemaat vakıfları uluslararası faaliyette bulunabilecek mi?
Vakıflara göre, yasa, vakıfların senetlerinde yer alması koşuluyla, uluslararası faaliyette bulunmalarına, yurtdışında şube ve temsilcilik açmalarına da imkân tanıyor. Ancak, cemaat vakıfları, vakıf senetleri olmadığı için uluslararası faaliyette de bulunamayacak.
Vakıflar mal edinebilecek mi?
Diğer yandan yeni vakıflar mal edinebilecek; ancak kurucularının çoğu yabancı olan vakıfların kuracağı şirketlere sınırlama getirilecek. Vakıf yöneticileri, mal edinmenin, uluslararası faaliyette bulunmanın zor olduğunu hatta, yasa ile cemaat vakıflarının şube açmasının söz konusu olmadığını ortaya koyuyor.
Ekici: Sınırsız mülk edinebilecekler, İstanbul’da küçük Vatikan’a doğru yol alacaklar
Mehmet Ekici, tam tersi bir görüşü savunuyor. Ekici’ye göre, yabancı vakıflar istediği kadar mülk alabilecek. Ekici, yeni kurulacak yabancı vakıfların kurulmasına hiçbir kısıtlama getirilmediğini ileri sürüyor. Ekici, ‘Kurucuların çoğu yabancı olan vakıfların kuracağı şirketlere sınırlama getirilecek’ ifadesini de yeterli görmüyor.
Tehlikenin büyük olduğuna vurgu yapan Ekici şöyle devam ediyor: Kanunla yabancı uyruklu olan vakıfların taşınmaz mal edinmelerine sınırlama getirildi. Sözüm ona sadece 2.5 hektar alabilecekler. Bakanlar Kurulu izniyle 30 hektara kadar mal edinebilecekler.
Aslında yabancıların vakıf kurmasına hiçbir sınırlama getirmiyor. Çünkü, onlarca yüzlerce yeni vakıf kurulabilecek. Bu vakıflar belirtilen miktarda mülk alabilecek. Yurt içi ve yurt dışında temsilcilik açacak.
Bu vakıflara yurt içi ve yurt dışından para yardımı yapıldığı biliniyor. Onlar yapacak, yeni kurulan vakıflar alacak. Ekümenlik tanındıktan sonra da, dokunulmazlıkları olacak. İstanbul’un göbeğinde küçük bir Vatikan kurulacak. Senaryo bundan ibaret.”
Cemaat vakıfları hangileridir?
Vakıf yöneticileri merak edilen diğer konularda şu bilgileri veriyor; Kanundaki Cemaat vakıfları; mensupları Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Türkiye’deki gayrimüslim cemaatlere ait vakıflardır.
Bunlar Lozan’da Atatürk’ün de onayı ile 161 adet olarak kabul edildi. Türkiye’de şuanda da hala 161 cemaat vakfı vardır.
Cumhuriyet öncesi dönemde, cemaatlere ait ‘hayır kurumları’ iken 1935 yılında yürürlüğe giren Vakıflar Kanunu ile ‘vakıf’ haline geldiler.
1936 yılında cemaat vakıflarının sayısı 161 olarak belirlendi. Bunların sayısında artış ve yeni cemaat vakfı kurulması mümkün değil.
Kiliseler vakıf olabilecek mi?
Kiliselerin artık vakıf olması, tüzel kişilik kazanması imkânsız. Çünkü Medeni Kanununun 101. maddesinin son fıkrasında “Cumhuriyetin Anayasa ile belirlenen niteliklerine ve Anayasanın temel ilkelerine, hukuka, ahlâka, millî birliğe ve millî menfaatlere aykırı veya belli bir ırk ya da cemaat mensuplarını desteklemek amacıyla vakıf kurulamaz” hükmü yer alıyor ve yeni kanunda bu maddenin değiştirilmesi söz konusu değil.
3.şahısların mülkiyetine geçen taşınmazlar iade edilecek mi?
Cemaat vakıflarına ait iken tapularının iptali sonrasında 3. şahısların mülkiyetine geçen taşınmazlar iade edilmiyor. Zaten Türk Hukuk Sistemine göre iadeleri de mümkün değil. Çünkü; Medeni Kanunun 1023 ve 1027. maddelerine göre iyi niyetli üçüncü şahısların iyi niyeti korunuyor.
2002’deki düzenlemeden sonra cemaat vakıfları ne kadar mal geri aldılar?
Vakıf yetkilileri, cemaat vakıflarının geriye dönük tüm mallarını alacağı iddialarından da doğru olmadığını belirtiyor.
Bu konuda şu örneği veriyor:
2002’deki cemaat vakıflarına mal edinme olanağı sağlayan yasal düzenlemeden sonra, 121 adet cemaat vakıf tarafından 1263 adet taşınmazla ilgili başvuru yapılmıştır. Başvuruların değerlendirmesi sonucunda; 365 adet taşınmaz malın vakfa adına tescili uygun görüldü.
Türk hukuk mevzuatına göre başkaları adına kayıtlı taşınmaz malların, mahkeme kararı olmadan idari bir kararla tapu kayıtlarının düzeltilmesi mümkün olmadığından, üçüncü şahıslar adına kayıtlı olan 898 adet taşınmazla ilgili talepleri reddedildi.” Bu örnek, iddiaların ne denli dayanaktan yoksun olduğunu ortaya koyuyor.
Yeni kanunla da, cemaat vakıfları taşınmazlar için Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne eski düzenlemede yer aldığı gibi başvurabilecek ancak Genel Müdürlük, istedikleri taşınmazları geri alıp alamayacaklarına ilişkin kararı kendisi verecek.
Burada, cemaat vakıflarının, taşınmazların kendi malları olduğu yönünde sunacakları kanıt önem taşıyor. İlettikleri belgelerin incelenmesinin ardından Genel Müdürlük, taşınmazların gerçekten talepçi vakfa verilip verilmemesine karar verecek.
![[Resim: 310.jpg]](http://www.kirmizicizgi.com.tr/img/articles/310.jpg)